Velayet ve Kişisel İlişki Hakkı Rehberi

6 dakika okuma Son güncelleme: 9 Ekim 2026

Kısaca

Velayet, çocuğun bakım, eğitim ve temsil görevlerinin kim tarafından yürütüleceğini belirler. Kişisel ilişki ise velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın çocukla görüşme ve iletişim kurma hakkıdır. Evlilik sürerken velayet kural olarak birlikte kullanılır; boşanma veya ayrılıkta mahkeme düzenleme yapar. Kararlarda çocuğun yararı ve somut aile koşulları dikkate alınır.

Velayet nedir?

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımını, eğitimini, korunmasını ve hukuki temsilini üstlenme yetkisidir. Türk Medeni Kanunu’na göre ergin olmayan çocuk, kural olarak anne ve babasının velayeti altındadır. Velayet yalnızca bir yetki değil, aynı zamanda çocuğun yararını gözetmeye yönelik bir sorumluluktur (TMK md. 335, 339, 340, 342).

Anne ve baba evliyse velayet kural olarak birlikte kullanılır. Boşanma veya ayrılık kararı verilirken mahkeme, velayetin hangi ebeveyne bırakılacağını ve diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin nasıl kurulacağını düzenler (TMK md. 336, 182).

Anne ve baba evli değilse velayet kural olarak anneye aittir. Ancak mahkeme, çocuğun yararını gözeterek velayetin babaya verilmesine veya başka bir hukuki düzenleme yapılmasına karar verebilir (TMK md. 337). Bu nedenle evlilik dışı doğan her çocuk bakımından velayetin otomatik olarak babaya geçmesi söz konusu değildir.

Velayet kime verilir?

Mahkeme velayet konusunda anne veya babadan birine önceden verilmiş mutlak bir öncelik tanımaz. Çocuğun yaşı, günlük bakımının kim tarafından sağlandığı, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocuğun güvenliği gibi somut durumlar değerlendirilir. Mahkeme, boşanma veya ayrılık kararında çocuğun yararını ve gelişimini gözeterek gerekli düzenlemeyi yapar (TMK md. 182).

Velayetin bir ebeveyne bırakılması, diğer ebeveynin çocukla bütün bağının kesileceği anlamına gelmez. Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla uygun kişisel ilişki kurma hakkı vardır. Ancak bu ilişkinin kapsamı, çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve taraflar arasındaki somut koşullara göre belirlenir (TMK md. 323, 324).

Kişisel ilişki hakkı ne anlama gelir?

Kişisel ilişki, velayet kendisine bırakılmayan anne veya babanın çocukla görüşmesi, onu görmesi ve uygun ölçüde iletişim kurmasıdır. Bu hak yalnızca yüz yüze görüşmeyi değil, somut karara göre telefon veya benzeri iletişim yollarını da kapsayabilir. Kişisel ilişkinin amacı ebeveynin talebini karşılamak değil, çocuk ile ebeveyn arasındaki sağlıklı bağın korunmasıdır (TMK md. 323).

Anne veya baba, kişisel ilişki hakkını çocuğun huzurunu tehlikeye sokacak, eğitimini veya gelişimini olumsuz etkileyecek biçimde kullanamaz. Çocuğu diğer ebeveyne karşı kötülemek, görüşme sırasında baskı kurmak veya çocuğu teslim etmeyerek uyuşmazlığı büyütmek, kişisel ilişkinin amacına aykırı davranışlar olarak değerlendirilebilir. Kişisel ilişki, çocuğun yararına aykırı kullanılırsa sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir (TMK md. 324).

Görüşme günlerini kim belirler?

Anne ve baba, çocuğun yararını gözeterek görüşme günleri konusunda anlaşabilir. Anlaşma sağlanamazsa veya yapılan düzenleme uygulanamaz hale gelirse mahkemeden kişisel ilişkinin belirlenmesi istenebilir. Boşanma davasında mahkeme, kararın bir parçası olarak kişisel ilişkinin günlerini ve koşullarını düzenler (TMK md. 182, 323).

Görüşme düzenlemesinde yalnızca takvim dikkate alınmaz. Çocuğun okul programı, sağlık durumu, yaşı, ebeveynlerin ikamet yerleri, ulaşım koşulları ve tatil dönemleri de somut olay bakımından önem taşıyabilir. Mahkeme, uygun gördüğü düzenlemeyi çocuğun yararına göre yapar (TMK md. 182, 324).

Konu Temel açıklama Dayanak
Velayet Çocuğun bakım, eğitim, korunma ve hukuki temsil görevlerinin yürütülmesidir. TMK md. 335, 339, 340, 342
Ortak velayet Evlilik sürerken anne ve baba velayeti birlikte kullanır. TMK md. 336
Kişisel ilişki Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla görüşme ve iletişim kurmasıdır. TMK md. 323
Kişisel ilişkinin sınırı Çocuğun huzuru, eğitimi ve gelişimi zarar görüyorsa ilişki sınırlandırılabilir. TMK md. 324

Velayet veya kişisel ilişki düzenlemesi değiştirilebilir mi?

Velayet veya kişisel ilişki düzenlemesi, karar tarihinden sonra aile koşullarının değişmesi halinde yeniden ele alınabilir. Örneğin ebeveynlerden birinin başka bir şehre taşınması, çocuğun eğitim veya sağlık durumunda değişiklik olması ya da mevcut görüşme düzeninin çocuğun yararına aykırı hale gelmesi yeni bir değerlendirme gerektirebilir (TMK md. 183).

Velayetin değiştirilmesi ile velayetin kaldırılması aynı şey değildir. Velayetin değiştirilmesi, çocuğun velayetinin diğer ebeveyne bırakılması gibi bir düzenlemeyi ifade eder. Velayetin kaldırılması ise daha ağır bir müdahaledir ve kanunda belirtilen koşulların bulunmasını gerektirir. Anne veya babanın görevlerini ağır biçimde savsaklaması veya velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi halinde mahkeme gerekli koruyucu kararı verebilir (TMK md. 346, 348, 349).

Çocuğun görüşü dikkate alınır mı?

Velayet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde çocuğun yaşı, olgunluğu ve ihtiyaçları dikkate alınabilir. Ancak çocuğun bir ebeveynle görüşmek istemesi veya istememesi tek başına her durumda belirleyici değildir. Mahkeme, çocuğun beyanını diğer deliller ve aile koşullarıyla birlikte değerlendirerek çocuğun yararına uygun bir karar verir (TMK md. 182, 324).

Çocukla kişisel ilişki kurulması yalnızca anne ve babanın talep edebileceği bir konu değildir. Çocuğun yararı bulunuyorsa, belirli koşullarda üçüncü kişilerle, özellikle yakın hısımlarla da kişisel ilişki kurulması gündeme gelebilir (TMK md. 325).

Kurgusal örnek olay

Örneğin, Ayşe Hanım ile Mehmet Bey boşanmış ve velayet Ayşe Hanım’a bırakılmış olsun. Kararda Mehmet Bey’in çocukla belirli günlerde görüşmesine karar verilmiş olsun. Mehmet Bey’in başka bir şehre taşınması nedeniyle mevcut günlerde görüşme fiilen zorlaşırsa, taraflar yeni bir düzenleme üzerinde anlaşabilir. Anlaşma sağlanamazsa mahkemeden çocuğun okulunu, ulaşımı ve yaşam düzenini dikkate alan yeni bir kişisel ilişki kurulması istenebilir (TMK md. 182, 183, 323).

Başvuru öncesinde hangi belgeler önem taşıyabilir?

Velayet veya kişisel ilişki konusunda başvuru yaparken mevcut mahkeme kararları, çocuğun okul ve sağlık durumunu gösteren belgeler, ikamet ve ulaşım koşullarına ilişkin bilgiler ile görüşmelerin uygulanmadığını gösteren kayıtlar önem taşıyabilir. Her belge, yalnızca gerçekten yaşanan somut olayı açıklamak için kullanılmalıdır. Gerçeğe aykırı belge veya iddia kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir (HMK md. 190; TCK md. 206).

Velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında hangi mahkemeye, hangi taleple ve hangi belgelerle başvurulacağı somut dosyaya göre değişebilir. Özellikle çocuğun güvenliğiyle ilgili acil bir durum varsa, mevcut kararlar ve olayın ayrıntılarıyla birlikte bir avukata danışmanız; ücreti karşılayamıyorsanız baronun Adli Yardım Bürosu’na başvurmanız uygun olabilir.

Velayet kendisine verilmeyen anne veya baba çocuğunu görebilir mi?
Evet. Velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurma hakkı vardır. Görüşmenin günleri ve koşulları tarafların anlaşmasıyla veya mahkeme kararıyla belirlenebilir (TMK md. 323).
Anne ve baba anlaşamazsa görüşme günlerini kim belirler?
Taraflar anlaşamazsa kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı mahkeme tarafından belirlenebilir. Mahkeme çocuğun yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve tarafların yaşam koşullarını dikkate alır (TMK md. 182, 324).
Velayet kararı daha sonra değiştirilebilir mi?
Karardan sonra aile koşullarında değişiklik meydana gelirse velayet veya kişisel ilişki düzenlemesinin yeniden değerlendirilmesi istenebilir. Değişikliğin çocuğun yararı bakımından gerekli olduğu somut biçimde açıklanmalıdır (TMK md. 183).
Çocuk görüşmek istemezse kişisel ilişki tamamen sona erer mi?
Çocuğun görüşü değerlendirmede dikkate alınabilir; ancak tek başına her durumda belirleyici değildir. Çocuğun yaşı, olgunluğu, güvenliği ve görüşmeyi istememe nedenleri birlikte değerlendirilir (TMK md. 182, 324).
Büyükanne ve büyükbaba çocukla görüşebilir mi?
Çocuğun yararı bulunuyorsa, belirli koşullarda üçüncü kişilerle ve özellikle yakın hısımlarla kişisel ilişki kurulması mümkün olabilir. Bunun kapsamı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir (TMK md. 325).

Bu Yazıda Dayanılan Mevzuat

Editör ekibi

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bu yazı faydalı oldu mu?

Hata bildir

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar